yeni başlayanlar için istanbul rehberi-3 – üsküdar: sahil boyu & çamlıca

Bismillah. Elhamdulillah. Vessalâtu vesselâmu alâ Rasûlullah (ﷺ).

Üsküdar’ı gezmeye üçüncü yazımızla devam ediyoruz. Rabbimden niyazım tamamlamayı umduklarım için gayretimi arttırmasıdır. Buyrunuz…

Sahil Boyu

Uzun, yoğun kısmı atlattık. Bundan sonrası biraz da safa sürerek inşallah. Evvela Üsküdar vapur iskelesinden yürümeye başlıyoruz, ilk durak Paşalimanı parkı. İBB burayı düzenledi. Hem ufak bir sosyal tesis var hem de denize sıfır vakit geçirilebilecek güzel bir park şu haliyle. Paşalimanı’nı az geçtikten sonra Fethipaşa Korusu’nu bir görmemiz gerekir. Yokuş çıkacağız, haliyle biraz yoracak. Fakat şehrin keşmekeşinden sıyrılıp yeşille vakit geçirebileceğiniz harika bir atmosfer var içeride. Ara ara ağaçların arasından boğaz manzaraları sizi karşılayacak. Temiz havanın keyfini çıkaralım, tefekküre vesile kılalım. Bir yere yetişmiyoruz unutmayalım, rotayı tamamlayacağız diye andan geri kalmak yapacağımız en kötü tercih olur.

Sonraki adım Kuzguncuk’a. İcadiye Caddesi üzerinde yürümek demek, Kuzguncuk adıyla ünlenmiş hemen her yeri tek seferde görmek demek: Rengarenk evler, Kuzguncuk Bostanı, Nail Kitabevi, meşhur kiliseler… Biraz yokuşu göze alırsanız Bicanefendi Sokak’taki merdivenleri ve manzarasını da görmek işten değil. Caddeyi gerisingeri yürüyüp ara sokakların lezzetinden mahrum kalmayın, bostanın yanından arka sokaklara girin. Ardından bir şekilde Üryanizade Sokağı’nı bulup sahil yoluna dönün, Beylerbeyi’ne doğru geçeceğiz. Fakat önce yol üstünde sağda kalan Kuzguncuk Camii’ne uğrayalım. Bu caminin beni çok etkilediğini hatırlıyorum; sağanak yağmur altında kaldığım bir günde kalkan bir cenaze, İstanbul’un bunaltıcı keşmekeşi, nefes almaya müsaade etmeyen bir trafik ve ardından Beylerbeyi sırtlarındaki mezarlara seyahat. Ölüm güzel şey efendiler, budur bize varan haber…

üryanizade, bodur minaresi ve boğaz (2022)

Ardından köprünün hemen altındaki Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii’ne geçelim. Yalı camisi tanımı bu cami vesilesiyle yapılmış olabilir, avlusunda uzun bir tefekkürü her zaman hak eder. Birlikte ziyaret ettiğim ve bu havadan etkilenmeyen kimse olmadı şimdiye dek. Bodur minare olarak tabir edilen ve bulunduğu camiye bambaşka bir hava katan o minarelerden birine sahip Üryanizade, seyrine doyum olmaz. Sonrasında imkânı olan, gücü kuvveti yerinde olan Nakkaştepe’ye çıkmalı, hatta Abdülmecid Efendi Köşkü’ne kadar gitmeli. Boğaz ayaklarınızın altında… Nakkaştepe’nin atmosferi Fethipaşa’dan biraz farklı. Ailecek oturup vakit geçirmeye daha müsait yerleri var, daha açık bir manzarası var. Güzel bir havada gelip piknik yapmaya da uygun, mangal yakmadan tabi ki. Abdülmecid Efendi Köşkü’nünse nevi şahsına münhasır mimarisini seyretmek ayrı bir keyiftir, oldukça geniş ve ferah bir bahçesi bulunuyor. Ayrıca belli dönemlerde farklı farklı sergilere de ev sahipliği yapıyor, takip edilip ziyaret edilebilir.

beylerbeyi sarayı (2022)

Yokuş beni aşar diyenlerle biz Beylerbeyi Sarayı’na geçelim. Devlet-i Âliyye’nin dönemlik saraylarından burası. Online olarak uygulama üzerinden rahatlıkla edinebileceğiniz bir Müze Kartla gezebilirsiniz. Ayrıca sesli rehberle gezmenizi tavsiye ediyorum, birkaç ay evvel gittiğimde 50 lira kadardı. Parasına değecektir. Saray bahçesiyle, içerisinin şatafattan nispeten uzak yapısıyla (En azından Dolmabahçe’ye ve benzerlerine kıyasla) ve müthiş boğaz manzarasıyla görmeden geçilmemesi gereken bir konumda.

Sesli rehberleri teslim edip ayrıldıktan sonra boğazın bir başka incisine, Beylerbeyi Hamid-i Evvel Camii’ne geçiyoruz. Hamid-i Evvel Cami adından da anlaşılacağı üzere 1. Abdülhamid tarafından yaptırılmış, Osmanlı son dönem mimari özelliklerini olduğu gibi yansıtan, ferah ve huzurlu bir cami. Ne yazık ki civarı alkollü restoranlarla, saçma sapan bar benzeri mekanlarla dolu. Atmosferi bozulmuş, maneviyatına zeval gelmiş. Vesile olanları Allah’a havale ediyoruz. Caminin minberi ve güzeller güzeli vaaz kürsüsünü muhakkak görmelisiniz, ayrıca şadırvanıyla bitişik konumda bir de muvakkithanesi bulunuyor. Bu yapı şu anda Türkiye Gençlik STK’ları Platformu tarafından kullanılıyor; bir çay içmeğe, muhabbet etmeğe uğrasanız geri çevrilmezsiniz diye ümit ediyorum.

beylerbeyi hamid-i evvel camii (2023)

Buradan otobüsle Kuleli’ye geçeceğiz. Çengelköy’ü atladık, çünkü gidip şunu görün diyeceğim bir yer yok. Yeme-içme için bir şeyler söyleyeceğim Çengelköy için, bir sonraki yazıda. Kuleli Askerî Lisesi’nin önünde otobüsten iniyoruz. Bu sahili görmeden, tarihi binanın önünde fotoğraf çekilmeden bu gezi eksik kalırdı. Şayet askeri personel bir hısmınız varsa onun misafiri olarak tesislere de girebiliyorsunuz bildiğim kadarıyla. Fakat yine de bir soruşturmak gerekir. Ayrıca Kaymak Mustafa Paşa Camii’ni ziyaret etmek şart. Yalı camilerinin en nadide örneklerinden olan bu camide vakit geçirmenin, tefekkür etmenin, dua etmenin keyfini kaçırmayın derim. Ayrıca pencerelerinden çok güzel boğaz fotoğrafları çekildiğini duydum, benden söylemesi.

Kuleli’den Vaniköy’e yürüyelim, oldukça hoş bir yol burası. Sakin bir yağmurun ertesinde, güneşin altında yapılması gereken bu yürüyüş size “Kim bilir cennet ne kadar güzeldir.” hissi verebilir. Vaniköy Camii’ne inelim, ahşap ne kadar güzel kullanılabilirmiş, işlenebilirmiş görelim. Birkaç yıl oldu olmadı restorasyonu tamamlanalı, ondan önce elim bir yangına maruz kalmıştı maalesef. Şu haliyle huzura vesile yerlerden birisi. Önündeki iskele tıpkı Hamid-i Evvel’de olduğu gibi açık, denize sıfır. Haliyle her iki iskele de gün boyu balık meraklıları tarafından dolduruluyor.

Şimdi tekrar otobüse bineceğiz caminin önünden. Kandilli üzerinden Küçüksu’ya geçiyoruz. Ben yorulmadım diyen Cemile Sultan Korusu’nu da görebilir fakat ben henüz ziyaret etme fırsatı bulamadım. Ve artık son durağımız: Küçüksu Kasrı. Boğaza sıfır saraylarımızdan bir tanesi daha. Yine Osmanlı son dönemi ve yine barok mimari maalesef. Özellikle boğazın karşısından yahut vapurdan seyretme fırsatınız olursa oldukça göze hitap eden bir yapı olduğunu göreceksiniz. Bahçesinde bir de sosyal tesis bulunuyor, hafta içi gibi çok da kalabalık olmayan bir vakitte gidebilirseniz güzel vakit geçirebileceğinizi düşünüyorum. Göksu Deresi’nin manzarasını, boğaza dökülüşünü seyrederek yürüyüşümüzü bitiriyoruz. Derenin ötesi Beykoz, e o da başka bir yazının konusu inşallah.

Çamlıca

Bu başlığı bu güzide konumları diğer hatlara bir türlü entegre edemediğim için açmak durumunda kaldım: Çamlıca Cami, Küplüce Cami, Cennet Cami, Küçükçamlıca Korusu ve Çamlıca Kulesi…

Bahsi geçen camiler tarihi değil belki fakat bilhassa Çamlıca Camii’nin tarihe geçeceğinden kimsenin şüphesi yoktur. Bu camiden nasıl bahsetsem pek emin olamıyorum. Her şeyden önce eşi benzeri olmayan bir boğaz manzarası var, İstanbul’un dört bir yanına hâkim bir konum. Kendisinin ihtişamından bahsetmeye gerek bile görmüyorum, içerisi de bir o kadar etkileyici. Müthiş bir renk uyumu yakalanmış, imam ve müezzinler işinin ehli, çalışan personal her haliyle ilgili. Emek edenlerden Allah razı olsun, bize bu güzel cami her vakit dolsun diye dua etmek düşer. Bilhassa Ramazan ayında yolunuzu muhakkak düşürün…

Ayrıca bir güzellikten de mahrum kalmayın istedim: Cennet Cami. Böyle bir huzur, böyle bir manzara… Hem de şehirle bu kadar iç içe…Allah Küplüce sakinlerine bu nimetin şükrünü eda edebilmeyi nasip etsin, bu kadar güzel bir imkânı her yerde bulmak zor maalesef. Gittiğimde imamla ve cemaatten birkaç kişiyle tanışma fırsatı bulmuştum. Çok nahif ve içten insanlar. Zamanınız olursa bir vakit namazını burada eda edip ardından bilhassa imam efendiyle ve cemaatiyle tanışmanızı çok isterim. Hoşgörüyle karşılanacağınızdan eminim.

Çamlıca Kulesi’ne çıkmak tamamen sizin tercihiniz, bildiğim kadarıyla oldukça pahalı. Biraz da meşakkatli bir yolu var fakat yine de çıkmaya değecek bir manzaradan bahsediliyor, henüz bana da nasip olmadı. Eşten dosttan duyduklarım beni ilk fırsatta çıkmaya itiyor. Çamlıca Korusu ise muhakkak görülmeli, Fethipaşa için söylediklerim burada da geçerli. Bir bahar mevsiminde hafta sonu bir gününüzü burada geçirirseniz, neyden bahsettiğimi anlayacaksınız… Biraz erken vakitte gitmekte fayda var, başka türlü yer bulabileceğinizi pek zannetmiyorum.

Bu yazıyıla birlikte Üsküdar’ı tamamladık elhamdulillah. Bir sonraki rotada görüşmek üzere. Vesselam.

Yorum bırakın